Söyleşiler
“Paçalarınıza kan Bulaşmış Farkında Değilsiniz” // Hâkimiyet-i Milliye // Ersan Barkın // Mayıs 2005EB : Güneydoğu’dan Öyküler’de hem de bu kitabın temelinde, bir yazarın yanında bunları yaşayan bir asker var. 1993’te asker olmanın anlamı ne? HE : Eğer o anki psikoloji içinde asker olmayı soruyorsanız, şöyle söyleyebilirim: Bağlı olduğun insanlar bambaşka şeyler söylerken, bu insanların hizmetindeki askerlerin bambaşka şeyler yaptığı bir dönem. Güneydoğudan Öyküler’in bazılarında bu tezadı işlemeye çalıştım. Operasyona gidiyorsun, çatışmaya gidiyorsun, şehit oluyorsun veya yaralı veriyorsun ya da zarar görmeden dönüyorsun. Fakat ertesi gün, bir şekilde bir hafta önceki gazete geçiyor eline. O gazetede ülkenin senin dışında kalan kısmının senden tamamen bihaber, bambaşka bir dünyada yaşadığını fark ediyorsun. Hiç unutmuyorum, sanırım moralimizin çok bozuk olduğu bir gündü. Fransız bir yazarın ölümü ardından onlarca köşe yazarı, ona övgü dolu yazılar yazmıştı. Askerin en çok bu tezat ağrına gidiyor. Bu durum o asker izine gittiğinde ortaya çıkıyor çoğu zaman. Sokak ortasında dolaşırken, “ben ne yapıyorum kardeşim, bir hafta sonra nerede olacağım, insanlar niye olaylardan habersiz?” Bu tip duygular içine giriyorlar. Muhakkak ölen o Fransız yazar da önemli ama yer, zaman, konum, öncelik sırası, bununla ilgisi var. Öncelikle sen nereye bakıyorsun, nereden bakıyorsun? Bunun öncelik sırası çok önemli. Senin yazarının öncelik sırası sen değilsin. O köşe yazarının altında ufak bir habersin sadece. O köşe yazısı o Fransız için ayrılmış, senin askerinin ölmesi ise sıradan bir şey. Çünkü o adam başka bir yerde eğitimini görmüş, başka bir kitlenin adamı... Şimdi aslında bu pasif tepki. Bir de aktif tepki var. O dönem içinde birkaç köşe yazarı dışında büyük çoğunluğu; “bir dakika, biz ne yapıyoruz? Bu kadar asker beslemeye gerek var mı? Karşı tarafı da bir dinleyelim. Onlarla da bir konuşalım. Türkiye’de konuşulmayan bir şey kalmasın” diyordu. Asıl bu kitle zarar verdi mücadeleye. “Biz onları sürekli tukaka yaptık, kötü davrandık. O yüzden de ayaklandılar. Onları da bir dinleyelim.” Bu da aktif tepki. Pasif tepkilere karşı, “şuna bak, iki kelime söz etmiş, adamın olan bitenden haberi yok” diyebilirsiniz. Ama diğerine, o dönem üniforma taşıyan bir kimse kolay kolay gülüp geçmezdi. Direk sırtından hançerlendiğini düşünürdü. “Kurunun Yanında Yaş da Yandı” // Tempo // Enis Tayman // 18 Mayıs 2005Yayımlandığı zaman gürültü koparan 'Güneydoğu'dan Öyküler'in yazarı Hakan Evrensel, ilk romanı 'Yer Eksi İki'de de Güneydoğu'yu konu ediyor. Romanda bir gazetecinin gözünden Güneydoğu olaylarını anlatan Evrensel'e göre, sapla saman birbirine karıştırıldı ET : 'Yer Eksi iki' romanını yazarken, Güneydoğu'yla ilgili gerçekleri tam anlamıyla ortaya serdiğinize inanıyor musunuz? HE : Böyle bir iddiam yok. Hele konu oluk oluk kanın aktığı, sapla samanın birbirine karıştığı bir döneme ilişkin olunca 'gerçek' nedir, şüpheye düşüyor insan. Ben gözlemlerimden yola çıktım. Herkesin kendi doğruları var. Birisinin çıkıp "gerçeği tüm yönleriyle anlattım" demesi inandırıcı gelmiyor. Böyle bir şey teorik olarak da mümkün değil. Romanım, Güneydoğu’da Yaşananların Göz Ardı Edilmesine Bir İsyandır // Vatan // Buket Aşçı // 24 Nisan 2005Hakan Evrensel, Kuleli Askeri Lisesi, Harp Okulu ve Piyade Okulu mezunu. Güneydoğu'nun en karışık olduğu dönemlerde Bitlis, Bingöl, Van ve Şırnak'ta görev yaptı. Ancak 1994'de çok sevdiği mesleğinden Üsteğmen rütbesindeyken ayrıldı. Önce gazeteci oldu. Kanal D ve Hürriyet'te muhabirlik, Strateji Dergisi'nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. Son işyerinde çalışırken "Güneydoğu’dan Öyküler" isimli bir kitap yayımladı. Bu kitabında bu bölgede yaşayan insanların hikâyelerini dile getirdi. Hakan Evrensel bu kez bir romanla karşımızda; "Yer Eksi İki." Bu Güneydoğu üzerine yazılan ilk roman. Pek çok kişi, Evrensel'in romanına önyargıyla yaklaşabilir. Oysa roman boyunca, ne uzun uzun söylev çeken askerler var, ne beyni yıkanmış zavallı gençler, ne de politik argümanlar... Karşımızda Güneydoğu'nun her evinden ve sokağından yoksulluk akan bir köşesinde yaşayan insanların dramı var. Üstelik romanda, yaşanan çatışmalar haberlerde dinlediğimiz gibi iki cümleyle geçmiyor. Mayın patladığında ayağınızı yerden kaldırıyor, çatışma başladığında siz de birebir yaşıyorsunuz. |



